Lisede Hangi Alanı Seçmeliyim? Bir Kararın Ardındaki Hikâye
Liseye başladığımda, önümdeki yol genişti. Sanki bir uçurumun kenarına kadar gidip, ardından kendimi atacakmışım gibi hissettim. Bir yandan bütün hayatımın bu seçime bağlı olduğunu düşünerek kaygılandım, diğer yandan yaşadığım heyecan, geleceğin bana ne getireceğine dair büyük bir umutla doluydu. O kadar çok seçeneğim vardı ki, hangi yolu seçmeliyim diye düşündükçe içimde bir boşluk oluştu. Kayseri’nin sokaklarında yürürken bile, aklımda hep bir soru dönüyordu: Lisede hangi alanı seçmeliyim?
Bir Öğretmenin Beni Anlaması
Bir gün öğretmenim, her zamanki gibi sınıfa girdi ve “Bu yıl, sizlere önemli bir karar vereceksiniz: Hangi alanı seçeceksiniz?” dedi. O an, herkesin gözleri bana kaydı. Sanki bu soruya vereceğim yanıt, her şeyin başlangıcı olacakmış gibi. O an hissettiğim kaygıyı anlatmam imkansız. Geleceğimi belirleyecek bir seçim yapmam gerekiyordu ve ben bunun ağırlığını omuzlarımda hissediyordum.
Öğretmenim, biraz daha sakin bir şekilde ekledi: “Bu, yalnızca bir alan seçmek değil, hayatınızda ne yapmak istediğinizle ilgili bir karar. Gelişen dünyayı takip etmek için doğru yönü bulmalısınız.” Birdenbire, ne yapmam gerektiğini bilmediğimi fark ettim. Bir yanda mühendislik gibi net bir alan vardı; diğer yanda sosyal bilimler ve edebiyatın beni çektiği, daha duygusal bir tarafım vardı. Gözlerimi kapattım, derin bir nefes aldım ve dedim ki, Ben ne yapmalıyım?
Bir Akşam Yolu: Hangi Alanı Seçmeliyim?
Akşamları, bazen dışarı çıkıp yürürken bu soruyu kendime tekrar sorardım. Kayseri’nin sokaklarında, annemle birlikte yürürken o geceki o anı hatırlıyorum. Hava serindi, bir yandan da dışarıda hafif bir rüzgar vardı. Annem, “Evlat, hangi bölümü seçeceksin, karar verdin mi?” diye sordu. İçimden bir şeylerin kırıldığını hissettim. “Henüz karar vermedim, biraz kafam karıştı,” dedim. Annem sessizce başını salladı. “Bazen çok seçenek olması, en zor kararı verirken insanı bocalatır. Ama ne olursa olsun, sevdiğin şeyi seçmelisin.” O an, annemin söyledikleri içimde bir ışık yaktı. Gerçekten de, sevdiğim şeyi seçmek… Bu kadar basit mi olmalıydı? Belki de, doğru olan şey buydu.
Heyecan ve Korku Arasında: Bir Seçim Yapmak
Bir sonraki gün, bir arkadaşım beni yanına çağırdı. O da benim gibi lisede hangi alanı seçeceğine karar veremeyenlerden biriydi. “Gelin, biraz düşünelim,” dedi. Oturduk ve her birimiz seçebileceğimiz alanları yazdık. “Matematik, fen, edebiyat, sosyal bilimler…” Birçok seçenek vardı, ancak bir anda hiçbirinin bana ait olmadığını fark ettim. O an, Lisede hangi alanı seçmeliyim? sorusu daha da derinleşti. İçimdeki heyecan ve korku birbirine karıştı. Bir yanda belirsizlik vardı, diğer yanda bir şeylere tutunma isteği… Hangisinin doğru olduğunu bilememek, benden bir şeyler alıyordu. Ama yine de bir şey seçmem gerekiyordu, zaman geçiyordu.
Sonunda Bir Karar: Ne Seçtim?
Sonunda, bir sabah kararımı verdim. Yine Kayseri’nin o sokaklarında yürürken, bir anda “Evet, ben sosyal bilimler seçiyorum” dedim. O kadar basitti ki, kararı vermek. İçimdeki ses, belki de yıllardır beklediğim cevabı bulmuştu. Yavaşça adımlarımı hızlandırarak okula doğru yürüdüm. O gün, sadece bir alan seçmemiştim; aynı zamanda kendi içimdeki duygusal yönümü de kabul etmiştim. O anın üzerinden yıllar geçti, ama hala o kararı aldığım günü hatırlıyorum. O anki kaygılarım, yerini bir tür huzura bırakmıştı. Artık ne yapmam gerektiğini biliyordum.
Sonuç: Seçim Yapmak, Kendini Tanımak
Lisede hangi alanı seçmeliyim sorusu, sadece bir karar vermek değil, aynı zamanda kendini tanıma sürecidir. Her insanın yolculuğu farklıdır ve bazen o karar anı, hem korku hem de heyecanla dolu olsa da, sonunda en doğru yolu bulmamızı sağlar. O günden sonra, hangi alanı seçersen seç, asıl önemli olan şey, gerçekten ne istediğini bilmek ve o doğrultuda ilerlemek. Benim için sosyal bilimler, sadece bir alan değildi; bir tutkunun, bir duygunun, bir yolculuğun adıydı. Ve o seçimle, kendi hayatımı şekillendirmeye başladım.