İçeriğe geç

Çizgili defterde satır aralığı kaç cm’dir ?

“Çizgili defterde satır aralığı kaç cm’dir” konusu son dönemde oldukça merak ediliyor. Biz de sizler için detaylı bir içerik hazırladık.

Çizgili Defterde Satır Aralığı Kaç cm’dir? Bir Genç Yetişkinin Kayseri Günlüklerinden Bir Hikâye

Defterin kapağını açtığım o an

Kayseri’de akşamlar erken çöker. Günün ışığı, Erciyes’in ardına çekilirken sokaklar bir anda sessizleşir. Benim için o saatler hep aynı anlama gelir: içime döndüğüm zaman.

O gün de öyleydi.

Üniversiteden döndüğümde yorgundum ama asıl yorgunluk bedenimde değil, içimdeydi. Çantamı yere bırakmadan önce bile fark ettim bunu. Sanki gün boyunca bir şeyleri fazla düşünmüşüm de beynim hâlâ çalışmayı bırakmamış gibi.

Masama oturdum. Çekmecemi açtım. O eski çizgili defter… Kenarları biraz kıvrılmış, kapağı defalarca açılıp kapanmaktan yumuşamış.

Elime aldığımda bile geçmişi hissediyorum.

Ve işte o an, aklımdan geçen ilk şey şu oldu: Çizgili defterde satır aralığı kaç cm’dir?

Bunu düşünmemin garip olduğunu biliyorum ama benim için bu soru sadece bir ölçü meselesi değildi. Daha çok, düzenle düzensizlik arasındaki ince çizgi gibiydi.

Satır aralığının ölçüsü değil, anlamı

Defterin sayfalarını açtığımda o mavi çizgiler bana hep güven verirdi. Sanki her satır, düşüncelerimi taşımak için sabırla bekliyordu.

Sonradan araştırmıştım, çizgili defterlerde satır aralığı genelde yaklaşık 0.8 cm ile 1 cm arasındadır. Ama o an bunu bilmek bana teknik bir bilgi gibi gelmedi. Daha çok, hayatımın içine gizlenmiş küçük bir denge gibi hissettirdi.

Bir satır 1 cm ise, benim düşüncelerim kaç santimetreye sığardı?

Bunu düşündüğümde gülümsedim ama hemen ardından o tanıdık sıkışma hissi geldi göğsüme. Çünkü bazı şeyler hiçbir satıra sığmıyordu.

Özellikle de onunla ilgili olanlar.

Kayseri’nin sessiz sokaklarında bir yürüyüş

O gün öğleden sonra kampüsten çıkınca yürümüştüm. Hava soğuktu ama sert değildi. Kayseri’nin o kendine has rüzgârı yüzüme vururken kulaklarımda sadece kendi adımlarım vardı.

Bir köşede durup telefonuma baktım. Mesaj yoktu.

Aslında bekliyordum.

Beklediğimi kendime bile itiraf etmiyordum ama defterime yazacak kadar gerçekti bu bekleyiş.

“Bazen en uzun bekleyiş, hiç gelmeyecek olanı beklemektir,” diye yazmışım o günün sayfasına.

Şimdi dönüp bakınca, o cümledeki kırgınlığı daha net görüyorum.

O mesajın gelmemesi

Onu ilk tanıdığımda her şey çok basitti. İnsanların karmaşıklaştığı bir dünyada onun sade konuşması bana iyi gelmişti. Sanki hayatımda ilk defa birisi beni acele ettirmeden dinliyordu.

Ama sonra bir şeyler değişti.

Mesajlar azaldı. Cevaplar gecikti. Ve en kötüsü, ben bunu fark ettiğimde çoktan alışmaya başlamıştım.

O akşam defterimi açtığımda elim titriyordu.

Sayfanın üstüne eğildim ve yazdım:

“Çizgili defterde satır aralığı kaç cm’dir? Bunu neden merak ediyorum bilmiyorum ama belki de her şeyin bir ölçüsü olmalı diye düşünüyorum. İnsanların ilgisi, sevgisi, hatta yokluğu bile.”

Kalem durdu.

Bir süre hiçbir şey yazamadım.

Satırların arasına sığmayan duygular

Defterdeki her çizgi bana düzeni hatırlatıyordu ama içimdeki duygular hiç düzenli değildi.

Bir gün umut, bir gün hayal kırıklığı.

Bir gün “belki döner” hissi, ertesi gün “artık unut” sesi.

Bu ikisi arasında sıkışıp kalmıştım.

Kayseri’de geceler özellikle sessizdir. Pencereyi açtığında şehir sana konuşmaz, sadece seni dinler. O gece de öyleydi.

Defterin sayfalarını çevirdim.

Eski bir sayfada şunu buldum:

“Eğer bir gün gitmek zorunda kalırsan, lütfen bunu bana anlatmadan yapma.”

Okurken içim burkuldu.

Bazı cümleler yazıldığı anda bile kırılgandır.

Bir defterin bana öğrettikleri

Zamanla fark ettim ki defter sadece yazı yazdığım bir yer değildi. Aynı zamanda kendimle konuşma şeklimdi.

Çizgili defterde satır aralığı yaklaşık 1 cm olsa da, o 1 cm’lik boşluklar bana bazen nefes alanı gibi geliyordu.

Çok dolduğumda taşmamak için oradaydı sanki.

Ama bazı duygular o boşluklara bile sığmazdı.

Mesela o günkü hayal kırıklığım.

Mesela telefona bakıp yine mesaj gelmemesini izlediğim o an.

Mesela “neden ben?” diye sormam ama cevabını hiç istememem.

Kendimle yüzleştiğim gece

Bir gece, Kayseri’nin ayazı camı tıklatırken masama oturdum. Defteri açtım ama yazmak için değil, sadece bakmak için.

Sayfalar doluydu.

Bazıları düzenli, bazıları aceleyle yazılmış, bazılarıysa neredeyse okunmayacak kadar dağınık.

O an fark ettim: Ben aslında kendimi satırların arasına saklamışım.

“Çizgili defterde satır aralığı kaç cm’dir?” sorusu bile artık teknik bir soru değildi. Bu, benim hayatımda ne kadar yer kapladığımı anlamaya çalışmamdı.

Kendime kızdım.

Neden bu kadar çok düşündüğüm için.

Neden bu kadar beklediğim için.

Ama sonra sustum.

Çünkü sustuğumda daha net duyuyordum içimi.

Umutla kırgınlık arasında

Bir süre sonra hiçbir şey değişmedi.

O kişi geri yazmadı.

Hayat kaldığı yerden devam etti.

Ama ben değiştim.

Defterime daha çok yazmaya başladım. Bazen uzun paragraflar, bazen sadece tek bir cümle.

“Bugün iyiyim.”

“Bugün değilim.”

Bu kadar basit ama bu kadar ağır.

Ve her sayfada aynı soru bazen geri dönüyordu:

Çizgili defterde satır aralığı kaç cm’dir?

Sanki cevap değiştikçe ben de değişecektim.

Bir sabahın fark ettirdikleri

Bir sabah Erciyes’in zirvesi sisle kaplıydı. Pencereden baktığımda dünya sanki biraz yavaşlamış gibiydi.

Defterimi açtım.

O gün farklıydım.

İlk defa yazarken düşünmedim.

Sadece yazdım.

“Bazen insanlar gitmez. Sadece uzaklaşır. Ve sen bunu kayıp sanarsın.”

Kalem elimde durdu.

Sonra devam ettim:

“Çizgili defterde satır aralığı kaç cm’dir bilmiyorum ama bugün anladım ki bazı boşluklar ölçülemez.”

O an içimde bir şey gevşedi.

Belki de ilk defa gerçekten kabul etmiştim.

Defterin son sayfasına doğru

Zaman geçti.

Sayfalar doldu.

Defterin sonuna yaklaştığımda garip bir huzur hissettim.

Eskiden beni boğan şeyler artık daha sakin görünüyordu.

O kişi hâlâ yoktu.

Ama ben vardım.

Ve bu yeterli olmaya başlamıştı.

Son sayfaya şunu yazdım:

“Çizgili defterde satır aralığı kaç cm’dir bilmiyorum. Ama artık biliyorum ki bazı şeyler ölçülmez. Özellikle de insanın kendine geri dönüşü.”

Kalemi bıraktım.

Defteri kapattım.

Ve ilk defa içimde bir eksiklik değil, tamamlanma hissi vardı.

Sonrasında kalan sessizlik

Kayseri’nin gecesi yine sessizdi.

Ama bu kez o sessizlik bana ağır gelmedi.

Defter masanın üzerinde duruyordu.

Ben ise artık o defterin içinde kaybolmuş biri değil, onu yazan kişiydim.

Ve hayat bazen sadece bunu fark etmekle değişiyordu.

Ciga okurlarıyla “Çizgili defterde satır aralığı kaç cm’dir” konusunu paylaşmak gerçekten güzeldi. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://forumfuar.com.tr https://berndes.com.tr https://webceo.com.tr Sitemap
ilbet yeni giriş adresi